Gündem

DEVA'lı İdris Şahin, AYM'nin Tayfun Kahraman kararının uygulanmamasına tepki gösterdi

DEVA'lı İdris Şahin, AYM'nin Tayfun Kahraman hakkında verdiği ikinci hak ihlali kararının ardından yüksek yargı kararlarının uygulanmamasına tepki gösterdi. Şahin, yargı kararının kişinin kimliğine, siyasi görüşüne ya da iktidarın dosyaya bakışına göre değişemeyeceğini söyledi.

6 Ekim 20265 dk okuma0 yorum
DEVA'lı İdris Şahin, AYM'nin Tayfun Kahraman kararının uygulanmamasına tepki gösterdi
Haberi dinle
Özet hazır
Reklam Alanı · 728×90

(ANKARA) - DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, Anayasa Mahkemesi'nin Tayfun Kahraman hakkında verdiği hak ihlali kararının ardından yüksek yargı kararlarının uygulanmamasına tepki gösterdi. AYM ve AİHM kararlarının bağlayıcılığına dikkati çeken Şahin, "Yargı kararının uygulanıp uygulanmayacağı kişinin kimliğine, siyasi görüşüne ya da iktidarın o dosyaya bakışına göre değişemez" dedi.DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, Anayasa Mahkemesi'nin Tayfun Kahraman hakkında verdiği ikinci hak ihlali kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunduYüksek yargı kararlarının uygulanmamasının sıradan bir hukuki aksaklık olarak görülemeyeceğini belirten Şahin, Tayfun Kahraman dosyasındaki sürecin hukuki güvenlik bakımından ciddi sonuçlar doğurduğunu kaydetti.Şahin, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'de hukukun ve adalet mekanizmalarının sürüklendiği nokta, sadece dosya sahiplerini değil, bu ülkenin sokaklarında adalet inancıyla yürüyen her bir vatandaşın geleceğini tehdit eden yapısal bir felakettir.

Tayfun Kahraman dosyasında yaşananlar, yüksek yargı organları arasındaki yetki tartışmasının çok ötesine geçerek bizzat devletin temelini oluşturan hukuki güvenlik zeminini oymaktadır. Daha önce verilen hak ihlali kararının yerel mahkemelerce yok sayılması, kararı uygulatmaya mecbur olan mekanizmaların direnciyle karşılaşılması ve bunun sonucunda vatandaşın hakkını aramak için yeniden Anayasa Mahkemesi'nin kapısını çalmak zorunda bırakılması başlı başına yeni ve katmerli bir hak ihlalidir.

Bir insanın haklılığı en yüksek mahkemece tescil edildikten sonra dahi o kararın arkasından dolanılıyorsa, mahkeme kararları iktidarın siyasi rüzgarına göre esnetiliyor demektir.""YARGI

KARARI İKTİDARIN DOSYAYA BAKIŞINA GÖRE

DEĞİŞEMEZ"Can Atalay, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş dosyalarındaki yargı süreçlerine değinen Şahin, yüksek yargı kararlarının uygulanmasında kişiye veya dosyaya göre farklı yaklaşım gösterilemeyeceğini belirtti.Şahin, "Yargı kararının uygulanıp uygulanmayacağı kişinin kimliğine, siyasi görüşüne ya da iktidarın o dosyaya bakışına göre değişemez.

Bugün Türkiye'de yüksek yargı kararlarının uygulanması meselesi, keyfiliğin kurumsallaştığı bir kriz halini almıştır" dedi.Şahin sözlerini şöyle sürdürdü: "Can Atalay dosyasında Anayasa Mahkemesi kararlarının açıkça tanınmaması, millet iradesinin ve anayasal düzenin ağır biçimde zedelendiği en çarpıcı örneklerden biri olarak hafızalara kazındı.

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş dosyalarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kesin kararları ve uluslararası sözleşmelerden doğan bağlayıcı icra yükümlülükleri siyasi bahanelerle yok sayılmakta, AİHM hükümleri ile AYM denetimi birbirine karıştırılarak kamuoyunun kafası bulandırılmaktadır.""CEZA

HUKUKUNDA İNSANLARI TOPLUCA SUÇLU İLAN EDEN BİR ANLAYIŞIN YERİ

Reklam Alanı · Yazı İçi 300×250

OLAMAZ"Yüksel Yalçınkaya ve Şaban Yasak kararlarına değinen Şahin, bireysel kast ve sorumluluğun somut biçimde ortaya konulması gerektiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: "Yüksel Yalçınkaya kararında AİHM Büyük Dairesi, ByLock üzerinden kurulan mahkümiyetlerde kanunilik ve adil yargılanma hakkı bakımından sistemik bir sorun bulunduğunu açıkça ortaya koydu.

Aradan üç yıl geçti, bu hukuksuzluk giderilmedi. Şaban Yasak kararında da kişinin kastı ve kişisel sorumluluğu somut biçimde ortaya konulmadan ceza verilemeyeceği bir kez daha hükme bağlandı. Geçtiğimiz hafta 947 kişi hakkında verilen yeni ihlal kararları ise aynı toptancı anlayışta hala ısrar edildiğini gösteriyor.

Üç yıldır önünüze konulan hukuki sorunu çözmek yerine, aynı yanlışın yüzlerce insan üzerinde tekrar etmesine göz yumuyorsunuz. Ceza hukukunda insanları topluca suçlu ilan eden bir anlayışın yeri olamaz. Kastı, iradeyi ve kişisel sorumluluğu ortaya koymadan verilen her mahkümiyet, hukuk güvenliğini biraz daha çökertiyor, adalete olan inancı biraz daha tüketiyor.""HUKUKUN

BAĞLAYICILIĞINI SİYASİ TERCİHLERE GÖRE YORUMLADIKÇA BU KRİZ DAHA DA

BÜYÜYOR"Şahin, "AYM de AİHM de farklı hukuk yollarının kurumlarıdır ama önümüze koydukları temel ilke aynıdır. Hukuk kişiye göre eğilip bükülemez. İktidar hoşuna gitmeyen kararları tartışmaya açtıkça, uygulamayı geciktirdikçe ve hukukun bağlayıcılığını siyasi tercihlere göre yorumladıkça bu kriz daha da büyüyor" dedi."TAYFUN

KAHRAMAN ŞAHSINDA GÖRÜLEN TABLO, ADALETİN ESİR

ALINMASIDIR"Şahin, şunları kaydetti: "Aynı ülkenin mahkemelerinin birbirinin Anayasa'dan kaynaklanan bağlayıcı kararlarını tanımadığı bir coğrafyada, sokaktaki sıradan vatandaşın kendi mülkünün, emeğinin ya da can güvenliğinin korunacağına inanması imkansızdır. Tayfun Kahraman şahsında görülen tablo, adaletin esir alınmasıdır.

Hukuk devletinin rafa kaldırıldığı, mahkeme kapılarının adalet arayanlara kapandığı bir düzenin sürdürülebilir olması, akılla da vicdanla da bağdaşmaz. Adalet mülkün temelidir. O temel sarsıldığında altında kalan sadece bir mahküm ya da bir sanık değil, bütün bir toplumun adalet duygusudur."

#Güncel#Haberler
İlginizi Çekebilir
Yorumlar (0)
0/500

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.